Üvey babam Vasya’yı ilk gördüğüm andan beri içimde garip bir ateş vardı. Annemle evlendiklerinden beri evde hep onun kokusu dolaşıyordu. Mutfakta o kadar yakındı ki bazen kaza yapıyormuş gibi elimi koluma değdiriyordum. Bir gün dayanamadım.
Mutfakta duruyordu, o kızarmış salatayı karıştırıyordu. Kırmızı üstümle yanına yaklaştım. “Dede, gel buraya, yakında hazır olacak,” dedi ama ben onunla konuşuyordum. Ellerini gördüm, kalın parmaklarını. “Bu eller ne?” dedim. “Benim, amca Vasya.”
Gözleri faltaşı gibi açıldı. “Sen deli misin kız?”
Gülümsedim. “Seni istiyorum. Son zamanlarda seni gördükçe amım sırılsıklam oluyor. İlk erkek olmamı sen yap.”
Sertçe itti beni. “Hayır, sen daha çocuksun. Benim bir kadınım var.”
O gün reddetti ama aklımdan çıkmadı. “Peki,” dedim içimden. “O zaman kendimi hazır hale getireceğim.”
Hemen spora başladım. Her gün squat’lar, kalça kaldırma hareketleri. Aynanın karşısında kıçımı sıkıp bırakıyordum. Amımı parmaklayarak nasıl ıslanıp daraldığını öğrendim. Videolar izledim, dilimi nasıl kullanacağımı, yarağı nasıl yalayacağımı çalıştım. Popomun nasıl daha dolgun ve sıkı olduğunu hissediyordum.
Birkaç hafta sonra tekrar denemeye karar verdim. Bu sefer kırmızı crop top’umla ve siyah tangamla odasına girdim. Yatağın kenarında durdum, kıçımı hafifçe kıvırdım.
“Bak,” dedim. “Artık hazırım. Amım senin için yanıyor. İlk defa seni içime almak istiyorum.”
Vasya’nın gözleri karardı. Bu sefer itmedi. Eli kalçama gitti, sıkıca kavradı. “Sen manyak mısın?” diye homurdandı ama sesi titriyordu.
Dizlerimin üzerine çöktüm, önündeki şişkinliğe baktım. Fermuarını açtım. Kalın yarağı dışarı fırladı. İlk defa yakından görüyordum, damarları belli, başı ıslak. Dilimi yavaşça sürdüm, tadını aldım. Tuzlu ve sıcak.
“İşte böyle,” diye inledi. “Küçük amına sokacağım şimdi.”
Yatağa çıktık. Önce domalttı beni. Kırmızı tangamı kenara çekti, amımı yalamaya başladı. Dili kıvrılarak klitorisime vuruyordu. Islaklığım bacaklarımdan aşağı akıyordu. “Çok ıslaksın,” diye mırıldandı. Sonra yavaşça girdi.
İlk girişte acıdı ama hemen yerini zevk aldı. Kalçalarımı iki eliyle kavrayıp sertçe çekiyordu. Vücudum öne arkaya sallanıyordu. “Daha derin,” diye yalvardım. “Sik beni, üvey baba.”
Hızlandı. Vücutları çarpma sesi odayı dolduruyordu. Terimiz karışıyordu. Saçlarım yüzüme yapışmıştı. İçimde kasılıyordum, boşalmak üzereydim.
Birden çevirdi, sırtüstü yatırdı. Bacaklarımı omuzlarına aldı. Bu sefer daha derin giriyordu. Gözlerim yaşardı zevkten. “İlk boşalışını içime yap,” diye inledim.
Hızla pompaladı, sonra tüm vücudu kasıldı. Sıcak dölleri içime doldu. Ben de aynı anda boşaldım, amım yarağını sıkıyordu.
Bitmedi. Biraz dinlendikten sonra tekrar kaldırdı. Bu sefer tangamı tamamen çıkardı, göt deliğime parmağını soktu. “Henüz değil,” dedi. “Ama yakında oraya da gireceğim.”
O gece defalarca siktik. Her seferinde daha açık konuşuyorduk. “Amın çok dar,” “Yarağın çok sert,” gibi kelimeler ağzımızdan dökülüyordu.
Sabah olduğunda hâlâ doymamıştım. Vasya’nın saati hâlâ kolundaydı, eli kalçamda. “Bu sadece başlangıç,” diye fısıldadı kulağıma. Ve ben biliyordum ki daha çok gece gelecek.