O gün ikimiz de evdeydik, dışarı çıkacak halimiz yoktu. Yatak odasında konsolu açmıştık, ben gri tişörtümle yatağa uzanmış kumandayı elime almıştım. O da yanıma oturdu, bacaklarını benimkilerin üstüne attı. Oynadığım oyunda ben öndeydim, o da biraz oynamak istediğini söyledi.
Rusça bir şeyler mırıldandı, “Ну давай играть” diye, beraber oynayalım falan. Ama ben kumandayı bırakmıyordum, daha fazla oynamak istiyordum. O da sinirlenmeye başladı, “Ты все равно больше играешь” dedi, sen yine de daha fazla oynuyorsun diye. Ben gülümsedim, “Birazdan sıra sana gelir” dedim.
Bir süre sonra o dayanamadı. Elimdeki kumandayı yavaşça itti, arkama geçti. Eli belime indi, tişörtümü yukarı kaldırdı. Başta fark etmedim, oyuna dalmıştım. Ama sonra pantolonumu indirmeye başladı. “Ne yapıyorsun?” dedim, sesim biraz titrek çıktı. O sadece “Oynama, dikkatini dağıtmayacağım” diye fısıldadı.
Yatağın siyah beyaz çizgili çarşaflarına diz çöktüm, popom havada kaldı. Eli götüme dokundu, parmaklarını ayırdı. Yarağı zaten hazırdı, sıcak ve sertti. “Korkuyorum” dedim, çünkü hiç nazik davranmıyordu. O da “Korkma” diye cevap verdi, sesi kalın ve kararlıydı.
İlk girişte nefesim kesildi. Götüm daralıyordu, yarağı yavaş yavaş sokuyordu ama ben konsolu bırakmamıştım. Parmaklarım tuşlarda dolaşıyordu, ama konsantrasyonum bozuluyordu. İçime her santim girdiğinde kaslarım sıkılıyordu. Islaklık yoktu, sadece o sıcaklık ve dolgunluk hissi vardı. İnlemeye başladım, “Ah... yavaş” dedim ama o dinlemedi.
Elimdeki kumanda titriyordu. Oynadığım karakter durdu, çünkü ben artık sadece onun hareketlerine odaklanmıştım. Eli popomun bir tarafını sıkıca kavradı, parmak izleri kalacaktı belli. Diğer eliyle tişörtümü daha da yukarı çekti, sırtım tamamen açıkta kaldı. İçime daha derin bastırdı, her seferinde hafif bir çarpma sesi çıkıyordu.
“Dağılma, oynamaya devam et” dedi kulağıma. Ama nasıl oynayacaktım? Götüm yanıyordu, her itişte içimde bir şey kıpırdıyordu. Bacaklarım titremeye başladı, dizlerim yatağa gömülüyordu. O da hızlandı, yavaş yavaş değil sertçe girip çıkıyordu. Ben kumandayı bırakıp yastığa sarıldım, sesimi kısmaya çalışıyordum.
Bir ara üstüme eğildi, nefesi ensemdeydi. “Daha fazla istiyorsun değil mi?” diye sordu. Ben cevap veremedim, sadece inledim. Götüm onun yarağına alışmıştı artık, her seferinde daha kolay alıyordu. Terimiz karışmıştı, odada hafif bir tuzlu koku vardı. Eli belimden aşağı indi, amımı yokladı, ıslak olduğumu hissetti.
Konsolu tamamen bıraktım, artık sadece onunla ilgiliydim. Yüzükoyun yattım, popom yine havada. O da üstüme bindi, ağırlığıyla beni yatağa bastırdı. Daha sert giriyordu, her darbede yatağın yayları ses çıkarıyordu. Ben yastığa yüzümü gömdüm, inlemelerimi bastırmaya çalıştım ama çıkıyordu. “Boşalacağım” diye inledi o, sesi boğuktu.
İçime son birkaç sert hamle yaptıktan sonra sıcak sıvısını götüme boşalttı. Ben de aynı anda kasılıyordum, amımdan sular akıyordu. O çekilince boşluk hissettim, götüm hafifçe açılmıştı. Ama o kalkmadı, elini popomda gezdirdi, parmaklarıyla hafifçe bastırdı.
O gece bitmedi, biliyordum. Konsol açık kaldı, ekran hâlâ yanıyordu. Ama ikimiz de başka bir şeye odaklanmıştık. O tekrar arkama geçti, yarağı tekrar sertleşmeye başlamıştı. Bu sefer daha uzun sürecekti, hem de hiç nazik olmadan.