O gün kristina’nın evine gittiğimde içimde garip bir heyecan vardı. Kapıyı babası açtı. Normalde hep öyle olurdu ama bugün bakışları biraz daha uzun kaldı üstümde. Merhaba dedim utangaçça. O da gülümsedi ve içeri buyur etti. Kristina’nın banyoda olduğunu söyledi biraz zaman alacağını. Yeni tişörtümü fark edip iltifat etti. Ben de onun her zamanki gibi sakin ve yakışıklı durduğunu düşündüm.
Koridorda oyalanmamamı söyledi mutfağa geçelim diye. Oturduk. Çay koydu önüme. Konuşmaya başladık. Okuldan bahsettik ama ben sürekli onun dudaklarına bakıyordum. Eli fincanı tutarken bile çok erkeksi duruyordu. Bir ara cesaretimi toplayıp konuyu başka yere çektim. “Siz hep çok farklısınız” dedim. “Yaşıtlarım o kadar aptal ki yanlarında sıkılıyorum.”
Gözleri fal taşı gibi açıldı. Ne demek istediğimi anlamamıştı belli. Devam ettim. “Sizinle yalnız kalınca çok farklı hissediyorum. Bana çok sıcak geliyor burası.” O anda bacağım hafifçe ona değdi. Çekmedim. O da çekilmedi. Kalbim deli gibi çarpıyordu. “Aslında uzun zamandır size söylemek istiyordum” diye fısıldadım. “Beni çok tahrik ediyorsunuz. Amım sizin yanınızda hep ıslak oluyor.”
Yüzü kıpkırmızı oldu. “Ne diyorsun sen” diye kekeledi. “Sen kristina’nın en iyi arkadaşısın.” Ama sesi titriyordu. Ben daha da yaklaştım. Eli masada duruyordu yavaşça elimle dokundum. “Lütfen sadece biraz dokunmama izin ver” dedim. Parmaklarım onun elini sıktı. Sonra kendi bacağıma götürdüm. “Bak ne kadar ısındım” diye fısıldadım.
Eli bacağımın üstünde kaldı bir süre. Sonra yavaşça yukarı kaydı. Şortumun kenarına geldiğinde nefesi hızlandı. Ben de onun yarağının pantolonunda kabardığını görüyordum. Artık dayanamıyordum. Dizlerimin üstüne çöktüm. Pantolonunun fermuarını indirdim. Kalın yarağı dışarı fırladı. Başını yalamaya başladım önce yavaş yavaş. Sonra ağzıma aldım. Elleri saçlarımı tuttu hafifçe bastırdı. “Tanrım bu çok yanlış” diye inledi ama bırakmadı.
Yarağını iyice ıslatıp emdim. Dilimle başını döndürdüm. O kadar sertleşmişti ki ağzım zor alıyordu. Bir süre sonra beni kaldırdı. Koltuğa yatırdı. Şortumu indirdi. Amımı yalamaya başladı. Dilini yavaş yavaş gezdirdi. Klitorisimi emdi. Parmaklarını içine soktu. Ben inlemeye başladım. “Daha derin” diye yalvardım. İki parmağıyla pompalarken diliyle emmeye devam etti. Bacaklarım titriyordu.
Yatağa geçtik. Bedenimi domalttı. Arkadan girdi. Kalçalarımı iki eliyle kavradı sertçe çekip itiyordu. Her darbesinde ıslak sesler çıkıyordu. Amım onun yarağını sıkıyordu. “Seni çok istiyordum” diye inledim. O da “Senin gibi bir vücutla nasıl dayanılır” diye cevap verdi.
Pozisyon değiştirdik. Sırtüstü yattım. Bacaklarımı açtım. Yine içime girdi. Bu sefer daha yavaş ve derin. Gözlerimin içine bakıyordu. Göğüslerimi avuçladı. Meme uçlarımı emdi. Elimle klitorisimi ovalamaya başladım. İkimiz de ter içindeydik. Nefeslerimiz kesiliyordu.
Hızlandı. Sertçe vuruyordu. Amım kasılıyordu. “Boşalacağım” diye bağırdım. O da aynı anda kasıklarını gererek içime boşaldı. Sıcak sıvısı içimi doldururken ben de doruğa ulaştım. Titreyerek inledim. Üzerime yığıldı. Bir süre öyle kaldık.
Ama bitmedi. Gözlerinde hâlâ arzu vardı. Kristina’nın ne zaman çıkacağını düşünmeden tekrar öpüşmeye başladık. Bu gece daha yeni başlıyordu.